Necatiisler.COM

 

15 Temmuz 2016 Cuma akşamı saat 22.00 sularıydı. Ankara’nın semalarında sıradışı bir hareketlilik vardı. Jetler sık aralıklarla geçiş yapıyorlardı. Önce, PKK’ya hava harekâtı için büyük bir hazırlığınişaretleri olduğunu düşündüm. Yarım saat kadar sonra telefonuma gelen mesajla FETÖ’nün bir darbe girişiminde bulunduğunu öğrendim. Çocuklarımızı uyutunca televizyona baktım ve ciddi bir durumun söz konusu olduğunu anladım. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın cep telefonuyla televizyon yayınına bağlanarak "Milletimi meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum."çağrısını yaptıktan sonra, eşime “Artık evde durma zamanı değil, vatanımız için darbecilere direnme zamanı!” dedim. Eşim, önce gitmemi istemedi, meseleyi kendisine anlatmamı, kendisini ikna etmemi istedi. Çok heyecanlıydım. Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Aklımda hep Başbakan Adnan Menderes’in idamdan önceki mazlum fotoğrafı vardı. Bu millet aynı acıyı bir daha yaşamamalıydı. Bu gecenin milletimiz için çok önemli olduğunu, darbelerden bu milletin çok çektiğini, bugün çıkmazsakyarın çok kötü şeyler olabileceğini anlatmaya çalıştım. Yatsı namazını kıldım ve dua ettim.Sabahın ne getireceğini bilmeden, geri dönüş hesabı yapmadan, üç çocuğumu ve eşimi evde bırakarak sokağa çıktım.

 

Vatandaşlar sokak ve caddeleri doldurmuştu. Biraz zor da olsa bir arabaya binebildim. Gülveren’den Ulus istikametine doğru hareket ettik. Arabada beş kişiydik. Şoför arkadaş, torpidoda dolu bir silahın olduğunu, ihtiyaç halinde kullanabileceğimizi söyledi. Daha önce silaha el sürmemiş birisi olmama rağmen heyecanla silahı elime aldım, biraz elimde tuttum ve tekrar yerine koydum. Akköprü’ye ulaştığımızda camilerden selalar okunmaya başlamıştı. Trafik durduğu için arabadan indim. Köprüye doğru ilerledim. Başkentimiz adeta işgalci bir ülkenin saldırısı altındaydı. Ankara Emniyeti aşağıdan yukarı yanıyordu. Su boruları patlamış, köprünün Emniyet tarafı göl olmuştu. Emniyet’in içinden çatışma sesleri geliyor, havada jetler uçmaya devam ediyordu. Köprünün çevresini saran halka silah doğrultan askerlere karşı “Asker kışla’ya, asker kışla’ya!”, “Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber!” diyerek bir süre tepki gösterdik. Şahadete nişanlı yüreği büyük yiğitler ise,köprü üzerine çıkan tanklara doğru ilerlediler. Açılan ateş sonucu yaralananlar ve şehit olanlar oldu. Tanklar, halk ve polisler tarafından kontrol altına alındı. Daha sonra çatışmaların devam ettiği Ankara Emniyeti’nin avlusuna girdim. Gecenin karanlığında hâlâ ambulans bekleyen yaralılar vekan gölüne dönmüş yerler vardı.Kanlara basmamaya çalışarak halkla beraber avlunun arkasına geçtik. Çatışma sesleri artınca, güvenli bir yere koşmak isterken çelik bir halata takılarak şiddetli bir şekilde düştüm ve yaralandım. Vatandaşlar ve polislerin son zırhlı aracıteslim almasının ardından çatışma sesleri kesildi ve sükûnet sağlandı.

 

Saat 03:00’e geliyordu. Ankara Emniyeti kontrol altına alındıktan sonra oradaki polisler “Artık burada iş tamam, darbeciler temizlendi.” dediler. Tekrar bir vasıtaya bindim, arkadaşlara “Genelkurmay’a gidelim, Meclis’e gidelim!” dedim.Anıttepe tarafından Polis Akademisi kavşağına yaklaşınca ilerleyemedik. Arabadanindik ve kavşağa doğru yürüdük. Terk edilmiş tanklar, ezilmiş arabalar caddedeydi. Kavşakta bulunan polisler, Genelkurmay’a operasyon için emir beklediklerini söyleyip bizim de beklememizi söylediler. Jetler,alçak uçuşla ve şiddetli bir gürültüyle üzerimizden geçiyordu. Yakın bir apartmanın saçağına sığındık. Sesin şiddetiyle apartmanın camları patlayıp önümüzde parçalandı. Bir ara Genelkurmay tarafından çatışma sesleri geldi. Kavşağı dumanlar kapladı. Atılan gaz nedeniyle gözlerim yandı, nefes almakta zorlandım ve yere düştüm. Acıya daha fazla dayanamayınca bodrum kattabulunan bir daireye sığındım. Orada sabah namazını kıldım. Kollarım ve bileklerimdeki ağrı giderek artmıştı. Gözyaşları içinde dua ettim. “Allah’ım! Sen bu hainlere fırsat verme!” dedim. Daha sonra ev sahibine teşekkür ederek ayrıldım. Tekrar Polis Akademisi kavşağına döndüm. Sabaha karşı Polis Akademisi bahçesinde nöbet tutan bazı askerler ikna edilerek teslim alındı. Gün ağarmaya başlıyordu. Her şey normale dönmüştü. Necatibey’den inerek Kumrular’dan Kızılay’a geçtim.Güvenpark’taki heykelin çevresinde ve parkın içinde vatandaşlar bayraklarıyla bekliyorlardı. Büyük bir kalabalık olmasa da darbecilere karşı nöbet devam ediyordu.O an, içimi büyük bir rahatlık kapladı. Hayatımın en aydınlık sabahını orada yaşadım. Kısa bir süre meydanda bekledikten sonra, Ankara Hastanesi’ne gittim. Bileklerimve dirseğim alçıya alındı. Artık hayatımın en kıymetli nişanlarıydı bunlar.

 

IMG-20160716-WA0032

Beştepe’yi görmeden eve dönmek istemedim. Ankaray Emek durağında inerek biraz yürüdükten sonra özel bir araca bindim. Bir baba ve kızı, araçlarının içini yiyecek ve içeceklerle doldurmuşlardı. Darbeye karşı nöbet tutanlara ikramda bulunmak için Külliye’ye gidiyorlardı. Araçtan inerken bana da ayran verdiler.İçmekte zorlanınca, kendi elleriyle bana içirdiler. Allah razı olsun dedim ve ayrıldım.Vakit öğleye yaklaşmıştı. Jandarma Genel Komutanlığı’ndan hâlâ dumanlar yükseliyordu.Ama her şey kontrol altına alınmış görünüyordu. Bombalamanın neticesinde yanan araçların enkazı Külliye kavşağında duruyordu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ulaştığımda, millet darbeye karşı burada da nöbetteydi.Darbecilerin açtığı ateşler, Külliye’nin demirden korkuluklarını eritmişti. Gecenin karanlığında bu vatan için canlarını veren yiğitlerden geriye, hüzün bırakan izler kalmıştı. Bir kemer, bir anahtarlık, bir ayakkabı teki…Bedenini ağır silahlara siper eden bu milletten olmanın gururunu orada bir kez daha derinden hissettim.

 

15 Temmuz’da tankların üzerine yürüyenler, jetlere kafa tutanlar, gazilik ve şehitlik unvanını aldılar, adlarını bu milletin şeref levhasına altın harflerle yazdırdılar. O gece Türkiye’nin kader gecesiydi. Yıllarca kamplara bölünen bu millet, o gece askerî darbeye karşı tek yumruk oldu. Anadolu’nun bağrından çıkan o yiğitler, evlatlarının istikbali için, İslam âleminin istikbali için,hainlerin silahlarına karşı canlı kalkan oldular. Haçlı hançerini, iman dolu göğüslerinde paramparça ettiler. O şehitler, bu milletin başının, sadece rükûda eğileceğini; bu topraklarda hiçbir gücün, benzer bir şeyi bundan sonra aklından bile geçiremeyeceğini bütün dünyaya gösterdiler.

 

Necati İŞLER
30.11.2016, Ankara

 

 

 

19183321 DSC 7679


Bu hatıratımız, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlemiş olduğu “15 Temmuz En Uzun Gece” temalı 15 Temmuz Hatırat Yarışması'nda 3.lüğe layık görülmüştür. 15 Temmuz'u unutturmayan Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne teşekkür ediyorum.

http://cankaya.meb.gov.tr/www/15-temmuz-en-uzun-gece-hatirat-yarismasi-odul-toreni-yapildi/icerik/859

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile